insanLar...
ve sürekLi deişken boyutLar..
oLduu noktadan uzakLaşamayanLar..
sen, ben, o...
paramparça cam kırıkLarıyLa çevreLenmiş etrafımız..
kalbimiz çıpLak..
ya iLerLicez kan revan içinde...
ya da hapsedicez kendimizi kırıkLarLa doLu o mahzene...
yaraLar sarıLır..
tedavisi oLmayan yara var mıdır..?
kaLbin kesikLerLe doLarsa kim sarabiLir bu kesikLeri üç beş bantLa..?
bi deLie sıkışıp kaLmaktansa acı çekmek midir doğru oLan..?
yoksa acı çekmemek için bir fare gibi yaşamak mıdır..?
doru ne..? yanLış ne..?
sakLayamazsın ki kaLbini aLıpta bir köşeye...
sen çıkıp gitmezsen o mahzenden biri geLir..!
o karanLıkta seni buLur..
kaLbini o cam kırıkLarına batırmak zorunda kaLırsın....
biLirim dinLemezsin sözLerimi..
kuLak asmazsın hiç bi zaman..
senin doğruLarın vardır tıpkı benimkiLer gibi...
ben hep cesur oLdum..!
sen hep korktun..
hep adım atan ben oLdum...
sen hep kaçtın..!
benim doğrum senin yanLışın oLdu..
senin doğrun; senin doğrun var mıydı?
27 Eylül 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder