15 Ekim 2007

Numara 36..!

Bouktu gece..
YıLdızLar şizofren..!
İnsanLar neon gibi yanıp sönüyordu.
ParLak sokakLarda bir karaLtı oLarak yürüdü sessizce...
O kadar parLaktı ki sokakLar sönükLüğü hemen beLLi oLuordu.
Herkes dışLarcasına baktı ona...
Yadırgandı..
OmuzLarı düşmüştü, kafası öne eğik bakışLardan rahatsız iLerLiordu..
ÇığLık atmak geLiordu içinden.
Rahatsız edici o bakışLara küfretmek...
“Hiç mi rengini kaybeden birini görmediniz..?”
"Siz hiç ışığınızı kaybetmediniz mi..?"
Dilinin ucundaydı..
Ama yapamadı..!
Yağmurun deLicesine yağdığı bir sokağa girdi tam göz yaşı yanakLarına düşerken..
AğLadığı beLLi oLsun istemezdi.
Ama Hiçbir zaman da sakLamayı beceremedi..!
Göz yaşı düşmeden sığınırdı bu sokağa ufacık bir çocuk gibi..
Göğe doğru kaLdırdı başını
İki yana doğru açtığı koLLarıyLa kucakLamak istedi gökyüzünü...!
Göz yaşLarı aktı bir bir..! Kırmızıydı..!
Yağmur damLaLarı düştü biN biN..! Kan Kırmızıydı..!
Son damLasına kadar akıttıLar kırıkLarını karşıLıkLı...
SeLamLadıLar birbirLerini ve uzakLaştı oradan..
Sokaktan ayrıLıp caddeye döndüğünde insanLar bi duvar oLmuştu karşısında..
Tiz kahkahaLar atıorLardı.. YükseLiordu sesLer gökyüzüne doğru..
Birden şimşek çaktı...
Gökyüzü sinirLenmişti yine..
İnsanLar bir bir kaçmaya başLadı..!
O ise ağLadığını yine sakLayamamıştı...
O ağLadığında insanLar son nefesini verircesine güLerdi..
KaLabaLığın içine karıştı ve bir yaLnız devam etti yoLuna...
KaLbi buzdandı onun.. Donuktu..!
Sabah doLaşırken ortaLıkta berduş bir şekiLde
KaLbini yakan o güLümsemei görmüştü duvarLardaki fotoğrafLarda...
KaLbini yakan o güLümseme...!
O adi, o hain güLümseme...
Az daha küL ediordu kaLbini
Tam o sıra buLmuştu -20 sokağı..
KaLbini dondurur, uyuştururdu
Acı hissetmezdi böyLece zerre kadar...
Unuturdu bir çok şeyi, en önemLisiyse o güLümsemeyi...
Aslında hiç geceyi bekLememişti kaLbini dondurmak için..!
O acıya asLa tahammüLü oLmamıştı çünkü..
Koşarak girdi -20 ye. Bu sefer öyLe acımamıştı canı.
Bir sıyrık sızısı gibiydi sadece.
Ağlamak ister ama ağLayamazdı.
Donardı göz yaşLarıda kaLbi gibi.
İnsan acıLarını dondururken, anıLarını da dondururdu asLında.
Fark edememişti bunu.
Rengini kaybettiği günden sonra buLmuştu bu sokakLarı.
Tüm duyguLar için ayrı 1 sokak..!
Akıtırdı ruhunu oraLarda.
SızıLarını bırakırdı 1 köşeye
MutLuLuklarını ağaç aLtına koyardı, toprağa gömerdi.
MutLuLuk bereket demekti..! (ona göre.)
Dünyanın en büyük ağacı onun mutLuLukLarını ektiği ağaçtı.
MutLuLuk sokak.!
İhanet sokak.!
-20 sokak.!
Yağmur sokak.!
Şefkat sokak.!
Öfke sokak.!
YıLLardır araıpta buLamadığı tek sokak “LaV” sokaktı.
Onu buLabiLseydi rengine de kavuşacaktı.
Diğer insanLar gibi ışığına uLaşacaktı.
Tüm bakışLardan kurtuLacaktı.
Ama neredeyse imkansıza yakındı...
Bedenini bırakırsa, ruhundan kopamazdı..
“Beden fanidir..! Ruh ebedi...”
Ruhunu temizLese, bedeni pakLanamazdı..
Ölümdü ona yakışan, ama o da çok uzaktı..
KayboLmuştu yine Lav sokağı ararken düşünceLerinde...
Temiz bir ruhLa buLunabiLirdi biLiyordu.
Yinede 1umut derdi hep..
1 umut...
Tek biLdiği LAV sokak Numara 36'yı buLması gerektiğiydi.
BuLduğu takdirde yaşamının sonuna kadar bu sokaktan dışarı bir adım atmayacaktı.
HatırLarı oLacaktı zihninde hatırLayabildiği...
Herşeyden önce kendine sözü vardı.
Tüm duyguLarını Lav sokakta yaşayacaktı..

Numara Otuz Altı...

Hiç yorum yok: