Tutarsızlığımın bedelisin...
Şu koskoca dünyada birdenbire kendimi kapatmışken, tüm güzelliklerden kendimi mahrum etmeye hazırlamışken, bütün gerçekliklerimi, kırgınlıklarımı, sevinçlerimi bir kenara bırakmışken saf beyaz bir ışık gibi karşımdaydın..
Rengine aldandım önce.. Konuşmalarına aldandım.. Onca yalandan sonra gerçekliğine inandım. Senin 1 adımına ben 2 adım attım..
Unutmuşum.. Herşeyin çok güzel başlayıpta aslında hiç bir zaman o güzellikte devam etmediğini.. Yanılgılar dünyasında yaşıyor olduğumuzu...
Uzattığın eline aldandım. Ellerimi uzattım.. Eğer bir gün düşersem tutunduğum eller beni tutar sandım. Aldanmayla dolu bir dolu gün işte.. Bir öyle bir böyle.. Dengesizlikler her daim karşılıklı devam eden...
1 adımına 2 adım attığımda geri aldığın adımın.. 1 adımına 2 adım attıımda geri aldığım adımım...
Zamanı boşa harcamak bizimkisi.. O kadar güzel resimler kalmalıyken kafamızın içinde kırıklara yer vermek işte..
Anlamsız davranışlar, manasız tavırlar, tripler , sözler ve sonrasında güzel olan herşey.. (Tabi hala kaldıysa..) Güzel olanlar dierlerini ne kadar yok eder... Birbirimize oyun oynamaktan başka birşey deil bu..! Büyüme zamanı geldi. Oyunları bir köşeye bırakıp gerçekliklere atılma zamanı.. Geç kalıyoruz hayata.. Hala bambaşka yerlerdeyiz nedensiz ve amaçsız..
Oysa yanıyor zaman.. Yanıp kül oluo..
Uyanmalıyız artık..
Gerçekliklere merhaba demeli oyunları geride bırakıp el sallamalıyız ardından...
24 Ağustos 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder