
duvarları varmış kapanıp ağladığı..
düşleri varmış yalnızlığında sığındığı..
üşümüş elleri varmış ısıtabileceklere ulaşamayan..
göz yaşları varmış akıttığında tüm pislikleri silip yok eden..
her masalda bir kötü üvey anne, bir kral ve bir prens varmış..
ama bu masalda bunların hiç biri yokmuş..
zaten kızda prenses falan değilmiş..
iyilik timsali bir insan mı..?
hayır asla öyle biri olmamış..
cadı mı..?
asla o kadar da kirlenmemiş..
mutluluğu ararken yapılabilcek bir çok şeyi yapmış..
insanları kırmış, kendini yıkmış, sevdiği uğruna bir çok şeyi feda etmiş..
ama asla mutluluğu yakalayamamış...
üşümüş elleri arasından kayıp gitmiş buz gibi mutluluk...
üşümüş elleri arasında eriyip gitmiş kor gibi mutluluk..
çocukluğunda en çok saklambacı severmiş..
bu yüzden kapanırmış duvarlarına..
saklambaçda duvara kapandığınızda herşey yok olur ya..
o da kötü şeyleri bu şekilde yok ediyormuş işte..
bir varmış bir yokmuş kötülükler..
sıkılmış artık..
yalnızlıktan sıkılmış..
anlamsızlıktan sıkılmış..
etrafındaki salak saçma nesnelerden sıkılmış..
bir o varmış bir o istiyormuş düşlerini..
en yakını eskiden kalma hayalleriymiş..
en uzağı eskiden kalma bir anısıymış..
yağarken yağmurlar göz yaşları hüzünlenirmiş..
suya karışmak isterlermiş..
kendisi alev olup dünyayı yakmak istermiş..
duvarlarına çarpa çarpa büyümek istemiş..
yalnızlığını duvarlarında unuturmuş..
duvarlarının soukluğunu insanların soukluğuna benzetirmiş..
bir tek oraya sığınmış..
göz yaşları sularla karışmış..
düşleri...
düşleri bir varmış bir yokmuş..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder